Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Ben ki Fenerbahçeli Değilim...

Zeynep Oral

Ben ki Fenerbahçeli değilim; anadan babadan görme Galatasaraylıyım; üstelik Gezi’den beri de Çarşı’dan dolayı kalbimin çarpışı Beşiktaşlı; geçen pazar, bir de Fenerli oldum!.. Futbolun F’sinden anlamayan beni böylesi etkileyen neydi: Bir çırpıda sıralıyorum:
1) Seçime katılımın yüksekliği (Azim göstergesi... Darısı tüm seçimlerin başına.)
2) Değişimin ve gençliğin zaferi. (Darısı tüm seçimlerin başına.)
3) Ali Koç’un insanca konuşması! Evet insanca! Düşünerek, tartarak, sözcükleri seçerek konuşması. Azarlamadan, paylamadan, haykırmadan, küfür etmeden... (Üstelik prompterin arızalanma riski de yoktu. “Camdan değil, candan konuşması.”) Doğallığı! Kendini değil başkalarını övmesi! Herkese özenli teşekkürü... Kadınları görünür kılması... Rakibi Aziz Yıldırım’ı yüceltmesi! “Biat etmedik” deyişi. Atatürk’e bağlılığı... Uygar davranışı... Özetle: Bilinçli, nitelikli, aydınlık, demokratik tutumu. (Darısı tüm seçimlerin, seçilenlerin başına.)
O konuşmayı dinlerken ben de Fenerliydim!

Joan Baez’den mektup var
Mesleğimin en muhteşem yanlarından biri de bana yaşattığı sürprizler... İlkgençliğimde hayranlıkla dinlediğim protest folk şarkıcısı Joan Baez ile günün birinde arkadaş olacağımı söyleseler, inanmazdım... Ama işte öyle oldu... 35 yıla yayılan bir dostluğumuz var. (Okurlarım, “O Güzel İnsanlar” ve “O Büyülü İnsanlar” kitaplarımı okuyanlar, bunu zaten biliyor.)
Mart başında Joan Baez’ın yeni bir albümü çıktı. Adı “Wistle Down The Wind”... İnsanlık ve yeryüzü hallerine dair birbirinden güzel şarkılardan oluşuyor. 10 yıl gibi uzunca bir aradan sonra gelen bu albüm güzel eleştiriler aldı. Albümle birlikte bir de Avrupa turnesine çıktı. İsveç, Norveç, Danimarka, İngiltere (6 farklı kent), İrlanda, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Bosna Hersek’i kapsayan bir turne...
O günlerde sık sık konuşma olanağı bulduk. “Bu son plağım... Bu son turnem...” deyip duruyordu.
Neden son? Böyle kesin kararlar almak doğru mu, diye sorduğumda ise yanıtı hep aynıydı: “Zor bir karar ama doğru bir karar. Benim aracım, kendi sesim. Ve inan bana insanın 77 yaşındaki ses telleri, 20 yaşındaki ses telleri gibi değil...”
Elbet her şey gibi insan bedeni de, ses telleri de değişiyor. 50 yıllık müzik yaşamı, 30’dan fazla müzik albümünden sonra, 60’ların Woodstock Festivali’ni sarsan o billur berraklığındaki soprano ses elbet aynı kalamazdı. Bu kararı verdikten sonra öyle huzurluydu ki, bir daha bu soruyu sormadım.

Veda turnesi
Nisan ayını dinlenerek geçirdi Joan Baez. Mayısın ilk günü yeniden Avrupa turnesine çıktı. Bu kez Belçika, İngiltere (5 kent), Almanya (3 kent), Hollanda... Ve...
Geçen hafta bir de baktım Joan Baez’den mektup var. (Elektronik posta) “Konu” boşluğuna “Yipppppiiii” yazılmış... Cıvıl cıvıl bir mektup.
“Bu mektubu Hollanda’dan Paris’e giderken turne otobüsümde yazıyorum” diyor. “Çok sevinçliyim. Veda turneme Türkiye de katıldı!” diyor. “Bütün ekip Sevgili İstanbul’a nihayet kavuşacağız diye çok mutluyuz” diyor... İstanbul’da bütün yapmak istediklerini sıralıyor... “Turnemiz çok sıkışık ama en çok tatil gününü İstanbul konseri öncesine koyduk” diyor... Ardından da onlarca soru soruyor.
Sevincini, sözcükler, satırlar arasından okuyabiliyorum... Mektubunu “Yarın sabah Paris’te uyanmak üzere şimdi uykuya dalıyorum” diye bitiriyor...

Ses telleri / vicdan telleri
Siz bu yazıyı okuduğunuzda Paris’in ünlü müzikholü Olympia’da 10 akşam üst üste konser veriyor olacak. Sonra... Sonra İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda, 22 Temmuz’da Türkiye’deki sevenleriyle hasret giderecek... Konseri “Pasion Turca” düzenliyor.
İstanbul’dan sonra Avusturya, Almanya (4 kent), İtalya (5 kent), Fransa (4 kent) İspanya... Programa bir baktım... Bu ne biçim veda... Turne sonbaharda ABD’de; 2019’da ise yine Avrupa ülkelerinde devam ediyor...
Yanlış anlaşılmasın: Konserlere veda etmeye niyetli ama barış eylemciliğine, hak ve özgürlükler konusunda militanlığa veda etmeye hiç ama hiç niyeti yok. Ne de olsa vicdan telleri, ses tellerinden daha dayanıklı!



01/07/2018



Yazarın diğer yazıları

Kadını Yok Saymanın Rezilliği (01/06/2018)
Deniz Demek Özgürlük Demektir... (01/05/2018)
Mücadeleye devam: Bir gün mutlaka... (01/04/2018)
Günler Yürümeye Başlayınca... (01/03/2018)
‘The Post’ filmini görmeyen kalmasın! (01/02/2018)
Güz bitti, ‘Güz Şarkıları’ devam ediyor.. (01/01/2018)
Füreya: Sanatla yaşamın bütünlüğü... (01/12/2017)
Biz ona Cumhuriyet diyoruz (01/11/2017)
Bu ülkeden Azra Erhat geçti (01/10/2017)
Birlik... Beraberlik... (01/09/2017)
Karsu: Bir içim su (01/07/2017)
Önümüzde nice 19 Mayıs’lar var! (01/06/2017)
Geleceği değiştirmek elimizde! (01/05/2017)
Kadınlar susmayın! (01/04/2017)
Sanat, edebiyat neye yarar? (01/03/2017)
Otorite ne derse... Öyle mi? (01/02/2017)
Hapisteki yazarlara yılbaşı armağanı... (01/01/2017)
Güneş topladık, daha güzel günler için... (01/12/2016)
‘Biz insan mıyız’ diye sormak (01/11/2016)
Dünyaya Türkiye’yi anlatmanın dayanılmaz ağırlığı... (01/10/2016)
Atatürk Sesleniyor (01/09/2016)
Vatan yorgunu (01/08/2016)
Aydınlık ve karanlık (30/06/2016)
Aydınlık ekenlere şükranla... (01/06/2016)
Ülkemin sis çanları (01/05/2016)
Umut insanları (01/04/2016)
“Türklerin en Kürt’ü; Kürtlerin en Türk’ü” gideli... (01/03/2016)
Bir rüya... Ya da: Bunun adı faşizmdir (01/02/2016)
Yıldız Savaşları değil, ülkemdeki savaş... (01/01/2016)
BU OYUNU BOZACAĞIZ (01/11/2015)
Özgürlük Hapsedilemez (01/10/2015)
Vampirler, Kan Emiciler İşbaşında... (01/09/2015)
Lafı bırakın, önlem alın! (01/08/2015)