Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Biz Sizi Bekliyoruz, Olamayan Benliğimizle

Şadiye Ceylan

Gözlerimi kapatıyorum...

Gözlerim ağır yaralı. Konuşsam cümlelerim henüz çok taze korkuyorum, söyleyeceklerim insanlığımdan utanma nedenim olabilir.

Bir kadın, bir yerine üç çocuk sokak ortasında… (sokak karanlık, puslu bir geceyi anlatıyor, ben gözlerimi kapatıyorum sokak ağlıyor, ben kulağımı kapatıyorum sokak ağlıyor, ben nefes alamıyorum sokak ağlıyor, ben kaçıyorum gözlerim kapalı ama sokak yine ağlıyor). Biri erkek henüz onun yaşında ya var ya da yok kestiremiyorum çünkü gözlerim kapalı. İkisi kız çocuğu aynı yaşlarda olmalılar, sanırım ikiz göremiyorum çünkü gözlerim kapalı. Üstü başı yırtık dördünün de, bir yaşam belirtisi arıyorum ve buluyorum kadın nefes alıyor sadece duyuyorum göremiyorum çünkü gözlerim kapalı. Az önce şahit olduğum sahneyi izliyorum tekrar tekrar gözlerim kapalı ben ağlayamıyorum. Kadın ve üç çocuk önümden biraz önce geçmişti, kadın mutsuzdu koşuyorlardı çarptılar bana ve ben kızdım çünkü kitaplarım düştü, kitaplarımın da canı benim canım gibi acımış mıydı? Arkalarından koşar adımlarla uçan azgın bir hayvan vardı onlara yetişmeye çalışıyordu. Erkek olan durdu korktu, korkmuş olmalıydı, ikiz olanlar anne olduğunu düşündüğüm ve kitaplarımı düşürdüğü için kızdığım kadınlığını unutmuş sadece bir et yığını gibi duran o canlının eteklerini tutup çekiştirmeye başlamışlardı. Ben ağlamıyordum ama onlar ağlıyorlardı, oysa benim kitaplarım düşmüştü benim ağlamam gerekmiyor muydu? O azgın hayvan koştu daha hızlı koştu koştukça nefesi kafatasıma kurşun delikleri açıyordu. O koşuyor, benim kafatasım parçalanıyordu. Kadın durdu çaresizdi, kızları tuttu, erkek çocuk öteye gitti durdu. Birkaç insan geçti, iki çift geçti kimse kadının çaresizliğini görmedi, kadın yardım talep etmedi sonra polis geçti, kadın yine yardım talep etmedi sadece durdu. Azgınca nefes alan onlara yetişti, bağırdı sanırım önce eli havaya kalktı sonra indi sonra bir daha havaya kalktı sonra tekrar olağan hızıyla (sanırım bu hız bir şimşeğin çakış hızıyla aynı hızdaydı) kadının suratına indi. Birkaç kişi durdu baktı ellerinde tuhaf aygıtlar vardı sonradan farkettim o ellerinde siyah genellikle dikdörtgen şeklindeki minicik aygıtların telefon olduğunu. Ne yapıyorlardı neden kadını o dikdörtgenin içine hapis etmeye çalışıyorlardı anlamadım. Kimse durdurmadı. Sonra birkaç kişi daha geldi artık yığındı et yığınları birikmişti ama kimse kadını korumadı kadın yardım istemedi. Ellerini kaldırdı, kendini korumak için miydi hayır kızların başını tutuyordu. Azgınca nefes alan varlığın artık ayakları da şimşek hızıyla kadının karnına doğru gidip geliyordu. Et yığını çoğaldıkça ayaklarının vurma hızı da artıyordu. Kimse dokunmadı onlara, ben de dokunmadım. Parlak bir cisim kadının karnına doğru iki hamle yaptı. Herkes bağırdı, sesler duydum, yüzler gördüm iki küçük vücutta kırmızı rengini gördüm. Kadın ağlamıyordu oysa yeni doğum yapan bir annenin bacak arasından çıkacak kan miktarı kadar kırmızı vardı yerlerde. Kadın çocukları tutuyordu. Kimse dokunmadı herkes bağırdı ben de bağırdım. Ama kimse dokunmadı, ben de dokunmadım.

Azgınca nefes alan varlık “namus” diyordu. “Namusumu kirletti” dedi, duydum ama göremiyordum çünkü gözlerim kapandı. Et yığını kadına tükürdü, kadın yıkandı et yığının ağzından çıkan salyalarla. Yıkandı hepimizden temizdi artık, hepimizden daha temiz daha masum. Namus denilen illetle kirlenmişti, namus onu kirlemişti o namusu temizledi, duyuyordum.

Gözlerimi açtım kadını gördüm, ama artık nefes almıyordu duyamıyordum. Kırmızı bir gelinlik giyinmişti. Nefes alan yoktu kafatasım parçalanmıyordu artık. Ben kadın, üç çocuk, sokak, az ötede bıraktığım insanlığım, gerisinde vicdanım, vicdanlarımız. Her gün milyonlarca kadının katledilen ruhları, olmayan haklarımız, ezilen gururumuz, hor görülen varlığımız, cinselliğimiz, cinsiyetimiz, verimli topraklar olan rahimlerimiz parçalanmaya hazır şekilde aynı anda son bir nefes aldık, son bir nefes verdik. Her gün “namus” bahanesi adı altında binlercemiz olmayan gücümüzle size karşı koymaya çalışmadan orada sizleri bekliyoruz.



01/11/2018