Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Celebrando Leonardo

Ceyhun Balcı

Bu ortamdaki yazılarımı izleyenler bu uzunlukta yazmamış olduğumu anımsayacaklardır. Büyük dahi Leonardo Da Vinci’nin bedensel olarak yokluğunun 500. yılında onu daha kısa bir yazıyla anlatamayacağım için olağandan uzun yazmak zorunda kaldım. Hoş görülmesi dileğiyle…

Celebrando Leonardo

(1452-1519)

Tüm zamanların en yetenekli ressamı sayılan Leonardo da Vinci. Yeryüzünde kendini biraz bilen herhangi bir insan Picasso’dan söz etmezse Da Vinci diyecektir. Bu kadarla da yetinilemez onu tanımlamak için. O bir heykeltraş, bir müzisyen, çağında kimselerin akıl etmediği uçan makineler tasarımcısıdır.

Matematikçi, mühendis, mimar, botanikçi, tasarımcı, kartograf, filozoftur eşzamanlı olarak.

İnsan anatomisiyle ilgili çizimleri bugün de hayranlık uyandıran anatomistliğini eklediğimizde karşımızda “dahi” nitelemesini fazlasıyla hak eden bir anıt insan vardır artık. Bu görkemli kimlik onu bizlerden ayıran olası beyin yapısının araştırılması gereksinimini doğurmuş doğal olarak.

Noter olan babası Ser Piero’nun hizmetçi olduğu anlaşılan annesi Caterina’yla olan gayrimeşru ilişkisinin ürünü olan Leonardo yaşam yarışına doğal olarak oldukça gerilerden başlamış. Babası gibi noter olma fırsatını daha baştan yitirirken; bu kısıtlılık alacağı eğitim, öğretime de yansımış. Okuma-yazma ve temel aritmetikle sınırlanan bir ilköğretimle yetinmek zorunda kalmış.

İçinde bulunduğumuz 2019 bu büyük dahinin sonsuzluğa göçüşünün 500. yıldönümü anlamını taşımaktadır.

Da Vinci’nin yaşadığı yılların İtalyası güçlü şehir devletlerinden oluşan bir siyasi yapıya sahipti. Bu güçlü devletlere egemen olan ailelerin varlığı ortamında örneğin, Floransa’da Mediciler, Milano’da Sforzalar olağanüstü güçlerini Leonardo ve çağdaşı diğer önemli kişilere destek verdiler. Dehanın ortaya çıkışında onların payı göz ardı edilmemeli.

Elle tutulan, gözle görülen yapıtlarına pek çok not ve tasarımının yer aldığı defterleri eklenmezse önemli haksızlık yapılmış olur ona.

Bunca teknik tasarım ve üretiminin gölgesinde kalmaması gereken bir başka önemli özelliğinden söz etmeden geçilemez. Doğayı ilişkin şu sözleri belleklere kazınmalıdır :

“Bütün efendilerin hanımefendisi olan Doğa’dan başka bir şeyi ölçüt olarak kabul eden insanlar kendilerini boşa yorarlar!”

Bu sözleriyle “dahi Leonardo” kartvizitindeki sayısız sıfata uslanmaz çevrecilik nitelemesini eklemiştir böylelikle.

İlerleyen yaşlarında sahibi olduğu atlar hem muhteşem çizimlerine hem de iddialı heykel projelerine esin kaynağı olmuşlardır.

Bir çevreci ve doğasever olarak yaşamın önemli bileşeni suyu da unutmamıştır.

“Önce suyu, tek tek bütün hareketlerini yaz, sonra yataklarını ve içinde var olan şeyleri tarif et!”

Doğayla ilgili bir başka sözüyle sonlandıralım, Vinci’nin doğaya olan yaklaşım ve ilgisini.

“Ressam doğayla mücadele ve rekabet eder.”

Kısacası doğayla iç içe olmak ve onun da ötesinde bütünleşmek yaşamının vazgeçilmezidir.

Yaşamına dönecek olursak Leonardo’nun, bunca kısıtlılığına bağlı olarak yaşam çizgisinin anayoluna çağının önde gelen ve tanınmış sanatçısı Verrocchio’nun çıraklığıyla başladı. Ustanın sanatsal etkilerinden yararlanmanın yanı sıra atölyedeki her türden işi de yapmak anlamına gelmekteydi bu durum.

Günümüzde her birimiz bir mesleğe ve o meslekte de uzmanlaşmaya yönlendiriliyoruz. Bu, günümüzde bilginin eriştiği oylumla da yakından ilintili bir durum. Belki de zorunluluk. Da Vinci’nin yaşadığı çağda ise tersine bir durum söz konusuydu. Bilime, sanata ve felsefeye ilgili bir kimsenin bilgilenme sınırlarını ve ilgi alanlarını sınırlayacak kesin çizgiler yoktu. Vinci’nin yaşadığı yıllarda bu sınırsızlığın önde gelen ortamlarından birisi Floransa ve dolayısı ile Medici ailesinin destekleyici tutumuydu.

Da Vinci’yi büyük bir ressam yapmanın yanı sıra “dahi” konumuna eriştiren bir başka özelliği de “Sadece bakmayın, görün” şeklinde özetlenebilecek şu sözlerde izlenebilir :

“Bir ressamın zihni her zaman yansıttığı öznenin rengine bürünen ve karşısında duran nesnelerin imgeleriyle alabildiğince meşgul olan bir aynaya benzemelidir.”

Bu yanı, “iç göz” yeteneği olarak da tanımlanan “hayali göz”le açıklanmaktadır büyük dahinin.

Kenneth Clark Da Vinci’yi tanımlarken “Tarihin en amansız ve meraklı adamı…” nitelemesini kullanmış. Buradan yola çıkarak da “Da Vinci gibi okuyun!” öğüdünü üretmiş.

Da Vinci’nin dehasına maya olan bir başka sözünü bilmekte yarar var :

“Bilim komutandır, pratik ise askerleri. Bilimsiz pratiğe gönül verenler, dümeni ya da pusulası olmayan bir gemiye giren ve nereye gittiğinden asla emin olamayan denizciler gibidir.” Bu sözleri “sanat ve bilimi harmanlayın” şeklinde özetlenebilir.

Günümüz insanına da rehber olmaya değer şu sözleri de yabana atılmamalı :

“Yenilik yapın ve deneyimleyin!” Yenilik yoluna girme özgüvenini bir türlü sergileyemeyen insanların bilinen, deneyimlenmiş yollarda kendilerini kurtaramadıkları çıkmaz sokaklar gözlerinizin önünde canlanmış olmalıdır.

Yenilikçi anlayışını yansıtan şu sözleri de unutulmazlar listesine eklenmelidir :

“Bir kuş matematik kanunlarına göre işleyen makinedir. Bu makineyi bütün hareketleriyle yeniden yaratmak insanın gücü kapsamındadır, ama bu asla aynı güç olmayacaktır… İnsan tarafından oluşturulan bu türden bir mekinede kuşun ruhu eksik kalacaktır ve bu ruh da insanın ruhuyla tamamlanmış olacaktır.”

Matematikçi Da Vinci “Matematik biliminin uygulanmadığı ya da matematikle ilişkisi olmayan bilimlerde kesinlik yoktur” diyerek vurgu yapar matematiğe. Albert Einstein’ın “Saf matematik, mantıklı fikirlerin şiiridir” sözleriyle olan özdeşliğe dikkat buyurunuz. Da Vinci’nin 1519’da ölüm kapısına hızla ilerlerken defterlerinde hâlâ matematiksel bulmacalar üzerinde çalışıyor olmasında şaşılacak bir şey olmasa gerektir.

Büyüleyici çizimleriyle Da Vinci insan anatomisi alanında da silinmez iz bıraktı.

“Bu kalbi sözcüklerle koca bir deteri doldurmadan nasıl anlatabilirsiniz?” sözü anatominin etkileyici yanına vurgu gibidir. Anatomi çizimlerinden birisinin yanına düştüğü nottur.

XV. yüzyıl sonlarında Milano’da yaşanan veba salgını sonucu kentin üçte birinin ölmesi Da Vinci’ye kent tasarımcısı görevi vermiş olur. Koruyucu hekimlik kapsamında değerlendirilebilecek tuvalet tasarımı bu görevin gereğidir.

Mimar Da Vinci’nin 1503’te haliç üzerine yapılması planlanan 365 metre uzunluktaki köprüyü tasarladığına ilişkin belgeler 1952’de Türkiye devlet arşivlerinde bulundu. Yaşama geçirilememiş olsa da Da Vinci dehasının bir tasarımı olarak tarihteki yerini almış sayısız projeden birisidir.

Beşyüz yıl öteden günümüz insanına iletiler de eksik değil.

“Sahip olunan gerçek kazanım, her an kaybedilebilecek zenginlik değil erdemdir. Bu kazanım kaybedilmez, hayat bizi terkederken bile aslında asla terk etmez. Mala, mülke ve görünürdeki zenginliklere gelince, onlara çok sıkı tutunmayın. Çünkü, hepsi sahiplerini âdeta alay edercesine terk ederler.” Ticari becerileriyle de öne çıkan Da Vinci ironik bir biçimde hiç bir zaman önemli çapta bir servete sahip olamadı.

Belki de şu nedenle :

“Zengin ya da yoksul, bir yeteneği olan ya da yalnızca lâyık gördüğü bütün arkadaşlarını barındıracak ve onların karınlarını doyuracak kadar eliaçıktı.”

Yine defterlerinden bir başka alıntı cinsel eğiliminin dışavurumu gibidir.

“Gem vurulmamış şehvet itkisiyle, yarasaların eşleşmesinde herhangi bir evrensel kural yoktur; erkek yarasalar erkelerle ve dişiler de dişilerle gelişigüzel eşleşebilir.”

Da Vinci yaşadığı çağın sıradanlaşan etkinliklerinden olan savaşlar nedeniyle askeri mühendislik alanında da yetkinleşmişti.

“İştahınız olmadığı halde yemek yemeyin ve akşam yemeklerini hafif şeylerle geçiştirin” sözleri günümüz beslenme uzmanlarına taş çıkartacak doğrulukta değil midir?

Da Vinci tanrı inancı ve başka dinsel duruşlar bağlamında Katolik Kilisesi’yle ters düşmedi. İnançla gündelik yaşamı ve bilimi ayırt etmesinin yanı sıra eşcinselliği nedeniyle kiliseyle başının dertte olmasının etkisi akla getirilebilir mi?

Da Vinci yalnızca yaşamı boyunca değil ölümünden sonra da artan bir saygınlık kazanımı içinde oldu.

Anısına saygıyla…

Anarken anlamak dileğiyle…

Celebrando Leonardo görseli http://www.leonardodavincicelebration.org/’dan alıntılanmıştır.

Diğer görseller kişisel kütüphanemdeki Leonardo da Vinci kitaplarının fotoğraflarıdır.



01/04/2019



Yazarın diğer yazıları

Kızamuk Ağıdı (*) (01/06/2019)
19 Mayıs'a Doğru (01/05/2019)
Tıbbiyeli Hikmet (01/03/2019)
Bir Kez Daha Maduro (01/02/2019)
Yapay Zekâ ve Etik (01/01/2019)
Taşıtsız ! (01/12/2018)
Tanımadığımız Reşit Galip (01/11/2018)
Seçkincilik (01/10/2018)
Çay ve Cumhuriyet (01/09/2018)
Sevr Üzerine (01/08/2018)
Neoldizm (*) Kapımızda mı? (01/07/2018)
Bir Otobüs Sürücüsünün Görkemli Zaferi (01/06/2018)
Aşı Üzerine (01/05/2018)
ÇİFTLİKBANK, KÜLTÜR, UYGARLIK… (01/04/2018)
ESED (01/03/2018)
Gazi (01/02/2018)
Bir Kuruş (01/01/2018)
Türkiye’nin Aydın Sorunu (01/12/2017)
Coğrafya (01/11/2017)
İsrail Bayraklı Bağımsızlık (01/10/2017)
Üniversite Olmak ! (01/09/2017)
Tıp Sembolü Üzerine (01/08/2017)
Cumhuriyet'in Atları (01/07/2017)
Yirmi Üç Dakika (01/06/2017)
Bizim Mahalle (01/05/2017)
Hayırlı Yurttaşların Dikkatine! (01/04/2017)
Hayır Mı, No Mu? (01/03/2017)
Referandum Rehberi (01/02/2017)
Bir Maskenin Öyküsü (01/01/2017)
Fidel’in Öğrettiği! (01/12/2016)
Tarihten Bir Göç Ettirme Öyküsü (01/11/2016)
Alman Emperyalizmi (01/10/2016)
Lanset: Koçbaşı Mı Tıp Dergisi Mi? (01/09/2016)
Sonsözü Okumak… (01/08/2016)
GAZETECİLİK, DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNE (30/06/2016)
İZMİRLİ BAŞBAKAN (01/06/2016)
ANTROPOSEN (01/05/2016)
LUMUMBA VE GÜLÜMSEYEN KATİL (01/04/2016)
UÇAK GEMİSİ (*) (01/03/2016)
1918’den Bugüne… (01/02/2016)
Parazitlere Saygı (01/01/2016)
Şimdi Anlaşıldı mı? (01/12/2015)
NOBEL DERSİ (01/11/2015)
Turnikeli Yerleşke (01/10/2015)
Polis Nizamettin (01/09/2015)
Gıda Emperyalizmine Karşı Bir Yalnız Savaşçı (01/08/2015)
Genel Sağlık Sigortası Üzerine (01/07/2015)
Magna Karta (15 Haziran, 1215) (01/07/2015)
Sendika(cı)lar (01/06/2015)
Ermeni(Doğu) Sorununda Irkçılık İzleri (01/05/2015)
Astroloji ve Astronomi (01/04/2015)
Irkçılık, Batı ve Cumhuriyetçilik (01/03/2015)
Yunan Seçiminin Öğrettiği (01/02/2015)
Solculuk mu Millicilik mi? (01/01/2015)
Din ve Bilim (01/12/2014)
Üçü Bir Yerde:Görmeyen,İşitmeyen,Bilmeyen İnsan! (01/11/2014)
Bagajdakiler (01/10/2014)
Türkiye’nin Muhalefet Sorunu:Kırık Oklar! (01/09/2014)
Yetmez Ama Evet! (01/08/2014)
İzmir Valisine Açık Mektup! (01/07/2014)
Aydınlık Yüz Kararmasın! (01/06/2014)
Sahipsiz Vatan (01/05/2014)
Futbol Kardeşliği (01/04/2014)
Yönetilemeyen Ülke:Türkiye! (01/03/2014)
Tehlikenin Farkında Mıyız? (01/02/2014)
İki Ayaklı Olmak (*) (01/01/2014)
Laiklik mi Sekülarite mi? (01/12/2013)
Sosyal Demokrat mısınız? (01/11/2013)
“Ekmek Karnesi Verilmiştir!” (01/10/2013)
Kök Hücre Ticareti (01/09/2013)
Konak’ta Poliatlon(*),İnciraltı’nda Ekspo,Üçkuyular’da AVM (01/08/2013)
Tahrir Dersi (04/07/2013)
Halk Hareketi ve Sınıfta Kalanlar (01/07/2013)
Obezite ve Gıda Egemenliği (01/06/2013)
İzmir´e İhanet...Yeşildere-Konak Tüneli (01/05/2013)
Vazgeçiş (01/04/2013)
Yürüyelim Arkadaşlar (01/03/2013)
İzmir´in Expo ile Sınavı (01/02/2013)
Tütün Kontrolü (01/01/2013)
Irkçılık ve Tıp (01/04/2012)
Olaylar ve Tepki(sizlik)ler (17/03/2012)
Son Tanık (10/03/2012)
Tıbbiyeli Olmak (01/03/2012)