Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Demokrasi? Demokrasiyi Sevmeli Miyiz?

Alp Hamuroğlu

DEMOKRASİ VE “DEMOKRASİ”

Demokrasi, Büyük Fransız Devrimi sonucu ortaya çıkmış olan bir siyasal olgudur. Burjuvazinin eseridir. Bu siyasal gelişmeden halk kitleleri de yararlanmıştır. 19. yüzyıl, Avrupa’da demokrasi mücadeleleriyle geçmiştir. Neden? Çünkü 19. yüzyıl demokratik devrimler yüzyılıdır. Milli devletler ortaya çıkmış, millet denilen yeni toplumsal tür demokrasiyle özdeşleşmiştir. Özgürlük, demokrasinin bağrında yeşermiştir. Neredeyse bütün önemli Avrupa ülkelerinde demokratik devrimler olmuştur. Monarşiler, krallıklar, hanedanlar, yeni sınıfların ve kitlelerin eşitlik ve özgürlük talebi ile yıkılmış, feodal sınıflar iktidarlarını kaybetmiş, Avrupa feodalizmi tarihe gömülmüştür. Bu siyasal yeniliğe ve ilerlemeye göre demokrasinin tanımı, feodal düzenlerin tarihsel döneminin sona ermesiyle ilgilidir. Demokrasi, feodal sistemin ortadan kalkmasıdır. Demokrasi, gericiliğin yenilmesidir. Demokrasi, devrimin imparatorlukları, şahlıkları, padişahlıkları tepelemesidir.

Ama demokrasinin başka bir tanımı daha var; “Demokrasi seçim demektir!” Buna göre, bir ülkede seçim varsa demokrasi vardır. Ancak demokrasi ile seçim arasında kurulan bu ilişki, yukarıda üzerinde durduğumuz demokrasi gerçekliğini gizlemeye yaramaktadır.

Peki, bu ikinci demokrasi tanımı nereden çıkmış? Bu tanımı benimseyenlere göre demokrasinin seçim olduğu, antik Grek “uygarlığı”ndan çıkmıştır.

Antik Grek uygarlığının demokrasinin icat edildiği ve ilk uygulandığı yer olduğu yolunda yaygın bir kanaat, daha doğrusu bitmeyen bir propaganda vardır. Bu konuda benimsenmesi istenen sav, o eski toplumlarda yurttaşların hepsinin toplandığı, düşüncelerini ileri sürebildiği, tartışabildiği, herkesin söz hakkı olduğu ve seçim yapıldığıyla ilgili durumların olduğu iddiasına dayanmaktadır. Yani kadim Grek’te, antik Yunan’da demokrasi olduğu için özgürlük vardır ve seçim vardır, özgürlük ve seçim olduğu için de demokrasi.

Daha ne olsun yani? Buyurun demokrasiye.

Ancak bir sorun var.

Demokrasi denilen şey, özgürlük ve eşitlikle anlamlı olduğuna göre, bu “demokrasi”nin demokrasi olmaması gerekir. Çünkü demokrasinin “mucidi” Greklerde, ne özgürlük, ne de eşitlik vardı. Sistem köleci sistemdi. Köleler özgür olmayan, yurttaş da olmayan yaratıklardı. İnsan sayılmıyorlardı. Eşit değillerdi. Konuşma, tartışma, düşünce sahibi olma, itiraz etme ve karar hakları yoktu. Onlara yaşama hakkı bile tanınmazdı. Seçimlere giremezler, hiçbir şekilde hiçbir şeye aday olamazlardı. Oy kullanmaya gelince, seçimler onlar için değildi, oy kullanma hakları da zaten yoktu.

Kısa sonuç, eski çağların demokrasi cenneti Grek yurdunda özgürlük ve eşitlik yoktu.

Özgürlük ve eşitlik olmayan yerde demokrasi olur mu?

DEMOKRASİ, SEÇİM, MEŞRUTİYET, CUMHURİYET

Antik Yunan’da demokrasi olduğunu temel alan tanımın bir savı: Batı ülkelerinde seçimler, demokrasiyi göstermektedir. Ama başka bir yerde seçim olmakla birlikte, orada demokrasi olmayabilmektedir!

Bizim tarihimizde demokrasi, padişahlık sistemine karşı mücadeleler içinde ortaya çıktı. 19. yüzyılda Jön Türkler, meşrutiyet istedikleri için, özgürlük mücadelesi verdikleri için demokratik devrimin yolunu döşüyorlardı. 20. yüzyılın başında istibdada karşı Hürriyet Devrimini yaptılar (1908).

23 Nisan 1920’de Türkiye’de Millet Meclisi’nin kurulması ve açılmasıyla demokratik bir devrim yapılmış oldu, fiilen Cumhuriyet dönemi başladı. Cumhuriyet Devrimiyle, padişahlık, saltanat ve Hilafet ortadan kalktı, ülkemize demokrasi geldi. Cumhuriyet’le Orta Çağ gericiliği dönemi kapandı.

Türkiye Cumhuriyeti aynı zamanda demokrasinin seçimle bağdaşmasının da örneğidir. Meclis seçim sonucudur.

Atatürk, Türkiye demokrasi tarihinin önderidir. Çünkü Cumhuriyet kurucusudur.

Demokratik mücadele tarihimize ve Cumhuriyet’imize karşı olanlar var. Şaşılacak bir şey yok. Padişahlık düzeni isteyenler ve Cumhuriyet’le çıkarları bozulanlar, bu karşıtlığın özneleridir. Ancak tuhaf olan, demokratik mücadele tarihimize karşı olanlar, yaptıklarını “demokrasi”yle yapmakta, demokrasiyle sürdürmektedirler. Cumhuriyet karşıtları da iktidara zaten “demokrasi”yle gelmişlerdir.

Cumhuriyet karşıtları ve dolayısıyla demokrasi düşmanları, “demokrasi”ye dayanmaktadırlar.

Dinsel bağnazlık, “demokrasi” ile meşrulaşmıştır.

Ayrılıkçılık, “demokrasi” ile bugünlere kadar silahlı mücadelesini sürdürebilmiştir.

Liberalizm, “demokrasi” sayesinde topluma şırınga edilmiştir ve hala edilmektedir.

Çürümüş sistem ve bozuk düzen, “demokrasi” ile ayakta durmaktadır.

EMPERYALİZM VE DEMOKRASİ

Emperyalizm çağında demokrasi ezen ülkelerin bayrağı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’de çok partili sistemle seçim, emperyalizmin ülkemizdeki hakimiyetinin yolunu açmıştır. “Demokrasi”, emperyalizmin sömürüsünün dayanağıdır. Savaş sonrası “Amerikan demokrasisi” Türkiye’yi ele geçirmiştir. Aynı dönemde “demokrasi”yle iktidar olan “Demokrat Parti”, demokrasiyi çiğneyerek ülkemizi NATO’ya sokmuştur.

Bugünlere yaklaşırken ABD emperyalizminin küreselleşmesi, savaşlar ve silahlı müdahaleler yanında aynı zamanda “demokrasi” ile gerçekleşmiştir.

Büyük Orta Doğu Projesi, bölgeye “demokrasi” getirmek amacıyla gelmiş, Irak’a, Libya’ya “demokrasi” getirmiştir! Bu demokrasinin sonucu, milyonlarca insanın ölü ve yaralı olması, ülkelerin parçalanması, devletlerin çözmesidir.

Eğer Suriye bu demokrasiye direnmese, şimdiye kadar o da parçalanmış, dağılmış, çökmüş ve Amerika’nın eline geçmiş olacaktı.

ABD’nin “kara gücü” PKK ve PYD, Amerika’nın hediye ettiği saldırı araçları, silah ve mühimmatla silahlı mücadele yürütürken Türkiye’deki siyasal kanat “demokrasi” mücadelesi vermektedir. “Demokrasi”nin gereği olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dedir.

Amerika’nın “darbeci gücü” FETÖ, başarısızlığa uğradıktan sonra “demokrasi”ye sarılmıştır.

Bütün emperyalist Batı, ABD’nin demokratlığının eksiğini, Türkiye’ye “demokrasi dersi” vererek tamamlamaktadır.

Güzellemelerin merkezi haline gelmiş “Batı demokrasisi”, Türkiye’ye ülkemizi sömürmek amacıyla dayatılmıştır, dayatılmaktadır.

Bütün bunlardan sonra sonuç: Demokrasiyi sevmiyorsak kötüyüz, sevmiyorsan kötüsün, seviyorsak ve seviyorsan senden benden iyisi yok.



01/11/2018



Yazarın diğer yazıları

Emperyalizm Ne, Antiemperyalizm Ne? (01/10/2018)
Avrupamerkezciliğin Baş Düşmanı: Samir Amin (01/09/2018)
Romantizm İyi Midir? (01/08/2018)
Korkuyorum, Siz de Korkun! (01/07/2018)
“Eva Luna” Yerine; Adaylarda “Kabul Edilemez” Olanlar? (01/06/2018)
Bilim Dışı Aile Sosyolojisi Sohbetleri - 1 Mutsuz Evlilikler Uyumlu ve Yararlı Olamaz mı (01/05/2018)
K. Marx 200 Yaşında Marx, Devrimler, Sömürgecilik ve Emperyalizm (01/05/2018)
Tarih Nasıl Yol Gösterir? Ya da 21. Yüzyılın Haçlı Seferi: „Suriye Savaşı“! (01/04/2018)
Küreselleşmeye Bir de Böyle Bakalım! (01/03/2018)
“ABD”yi Yenmek, ama ya İçimizdeki “AMERİKA”? (01/02/2018)
“Kudüs Başkenttir!” (01/01/2018)
Bu Yıl Cumhuriyet Mutluluk Oldu! (01/12/2017)
Nato Mu? Düşmanlığını Açığa Vurmaktan Çekinmeyen “DOST”! (01/12/2017)
Aşk Nerede? Ya Şiir? (01/11/2017)
Cumhuriyet’i Bilmek Lazım! (01/10/2017)
Bölgesel Birlik (01/09/2017)
Dostoyevski’nin Yetişkin Olmadan Evlenen Kız Çocuğu! (01/09/2017)
Monteverdi’yi Sever misiniz, Sevmez misiniz? (1567-1643) (01/08/2017)
Siyasetin Mevsimi Unutturduğu Ay: Haziran (01/07/2017)
Reformasyon, FETÖ, Bağımsızlık ve “Endüljans” (01/06/2017)
Uğurlu Ve Şanlı Mayıs ve Gölgeleri (01/05/2017)
Halkoylaması İçin Son Söz: (01/04/2017)
Avrupa Asya'nın İçindedir! Başta Almanya, Avrupa, Asya'ya Mecburdur! (01/03/2017)
Değişen Dünya, “Dünya”sını Arayan Türkiye (01/02/2017)
Kıbrıs Şimdi Çok Önemli! Yalnız Şimdi mi Önemliydi? (01/01/2017)
Trump’ı Destekliyorum! İyi ki O Seçildi! (01/12/2016)
Soğuk, “Sıcak”tan Daha mı İyidir? (01/11/2016)
Çin Donanmaları ve Filoları Orta Çağda Akdeniz’de? (01/10/2016)
"Fırat Kalkanı", Neye Karşı Kalkan? (01/09/2016)
Darbe, Demokrasi ve Sevgi (01/08/2016)
EN SONUNDA BİR “SERİ KATİLİMİZ” VAR; ÇOK ŞÜKÜR! (30/06/2016)
ALMAN MECLİSİ NEDEN VE NASIL SOYKIRIM KARARI ALABİLİYOR YA DA CUMHURİYET VE BAĞIMSIZLIK NE İŞE YARAR? (30/06/2016)
DİN, BİLİM, DEVRİM, CUMHURİYET (01/06/2016)
ANLAŞILDI, MİLLİ BAYRAMLARI SEVMİYORSUNUZ VE SEVMEYECEKSİNİZ! (01/05/2016)
“KANTON NE Kİ?” ve “KUDUZ KÖPEK BESLEMEK!” (01/04/2016)
“8 Mart” Dolayısıyla TÜRKLERDE KADIN, TÜRKİYE’DE KADIN (01/03/2016)
Şiddet, Terör, Siyaset ve Emperyalizm (01/02/2016)
Savaş mı Türkiye’ye, Türkiye mi Savaşa Giriyor? (01/01/2016)
“Barış Ütopyası” ve “Savaş”
Mayınlı Arazide Futbol Maçı: SURİYE
(01/12/2015)
Soykırım, Karşıdevrim, Emperyalizm (01/11/2015)
“SARAR İLKOKULU’NDAKİ "HAYALET"“ ve “YURT DIŞINDA CUMHURİYET BAYRAMLARI“ (01/10/2015)
Denizde Durdurmak! “Akdeniz Cinayetleri” (01/10/2015)
Türkiye’ye “Reform” Gerekmiyor mu? “Reform” İhtiyaç Değil mi? (02/09/2015)
“Yunanistan-AB” Didişmesi Neden Her Şeyin Önünde? (01/08/2015)
Seçim Sonuçları ve “Seçim Sonrası” Yerine “Devrimci Temmuz” (01/07/2015)
Haziran; Hem Genel Seçim, Hem de Gezi! (01/06/2015)
Arjantinli İtalyan Papanın Babası Ermeni mi? (01/05/2015)
Bekaret Kemeri Anahtarla mı Açılmalı? (01/04/2015)
Tarihimizin En Önemli Savaşı Hangi Savaş? (07/03/2015)
Kadın Cinayetleri Cumhuriyet Düşmanlığıdır (01/03/2015)
Faşizmi Mahkum Eden ve Çözen “R Formülü” (10/02/2015)
Ocak Ayının “Uğursuz” Son Haftası ve Uğur Mumcu (01/02/2015)
2015, " Soykırım " Yılı Mı? (13/01/2015)
2014 Bitiyor, Geçmişteki 14’lü Yüzyıllar: Ve 2014 Nelerin Yüzyıldönümü? (02/12/2014)
Atatürk ve Tarih (01/11/2014)
Cumhuriyet Nedir? Cumhuriyet Neden Saldırı Altındadır? (01/10/2014)
30 Ağustos 1922, İngiltere ve Fransa İçin Önemli Bir Gündür (01/09/2014)